Ashkenazi, bu noktada mitolojinin dönüştüğünü belirtir: Doğurganlık ve yaşam veren dişil güç, ölüm ve çürümenin kaynağı haline gelir. İzangi, eşini ölüler diyarı Yomi ’ye kadar takip eder. Ancak İzanami, "Yomi’nin yemeklerini" yemiştir (öldükten sonra ölüler diyarında bir şey yiyen kişi, artık canlılar dünyasına dönemez).
İzangi, bir ateş getirerek Yomi’nin karanlığında eşini arar ve gördüğü manzara karşısında dehşete düşer: İzanami, vücudu çürümüş, ağzından, burnundan ve diğer yerlerinden yıldırım tanrıları fışkıran korkunç bir yaratığa dönüşmüştür. İzangi kaçar, İzanami ise arkasından shikome (çirkin yaratıklar) gönderir. Japon Mitolojisi - Michael Ashkenazi
Japon mitolojisinin en yüce *kami’*sidir. İmparatorluk ailesinin doğrudan atasıdır. Hikayenin en ünlü kısmı, kardeşi Susanoo’nun yıkıcı şakalarına dayanamayıp bir mağaraya ( Ama-no-Iwato ) kapanması ve tüm dünyayı karanlığa gömmesidir. Diğer tanrılar, onu dışarı çıkarmak için bir ayna, bir mücevher ve bir dans (ünlü Ame-no-Uzume ’nin erotik dansı) kullanır. İmparatorluk ailesinin doğrudan atasıdır
Ashkenazi’nin Yorumu: Ashkenazi, Susanoo’yu "yırtıcı ama gerekli doğa gücü" olarak tanımlar. O, tayfunların ve sellerin tanrısıdır, ancak doğanın yıkıcı gücü olmadan bereket de olmaz. Susanoo’nun sürgünü, kontrol edilemeyen güçlerin toplum dışına itilmesi gerektiğini, ancak tamamen yok edilemeyeceğini gösterir. Ashkenazi’nin Yorumu: Ashkenazi
Kaotik, güçlü ama aynı zamanda onurlu bir anti-kahramandır. Amaterasu’nun dokuma salonlarına ölü bir at fırlatması, kız kardeşine hakaret etmesi ve ardından cennetten kovulmasıyla tanınır. Ancak Susanoo aynı zamanda sekiz başlı yılan *Yamata-no-Orochi’*yi öldürerek Kusanagi-no-Tsurugi kılıcını (Japon imparatorluk regalyalarından biri) kazanan bir kahramandır.